Dergi
Tarih, düşünce, tasavvuf, sanat, semboller ve kelimelerin kökenleri üzerine herkese açık yazılar.

Platon'un mağarası nedir? Gördüklerimiz gerçek mi?
Doğduğundan beri bir duvara bakan ve gölgeleri gerçek sanan insanlar. Platon'un 2.400 yıllık mağara benzetmesi, bugün ekranlara bakan bize ne söylüyor?

Truva gerçekten var mıydı? Efsaneden kazıya bir şehir
Homeros'un anlattığı Truva uzun süre bir masal sanıldı. Sonra Çanakkale'deki bir tepede dokuz katman üst üste bir şehir çıktı. Peki savaş da gerçek miydi?

Yunus Emre kimdi? Yedi şehrin sahiplendiği şair
Mezarı olduğunu söyleyen en az yedi yer var. Hayatı hakkında bildiklerimiz bir avuç. Ama yedi yüz yıl önce söylediği sözleri bugün hâlâ sözlük açmadan anlıyoruz. Yunus Emre'nin bilinen ve bilinmeyen hikâyesi.

Cezeri'nin fil saati: Yarım saatte bir öten kuş
1206'da Diyarbakır'da bir mühendis, sırtında kule taşıyan bir fil çizdi. Her yarım saatte bir kuş öter, davul çalar, bir yılan eğilirdi. Saatin içindeki sır ise basit bir kâseydi.

Déjà vu: Bunu daha önce yaşamış mıydım?
Bir odaya girersiniz ve tuhaf bir his: Bu anı daha önce yaşadınız. Ama ne zaman? İnsanların yaklaşık üçte ikisinin tanıdığı bu his, beynin bir hatası mı, yoksa kendini kontrol etme biçimi mi?

Minyatürde neden gölge yok?
Bir Osmanlı minyatürüne bakın: güneş tepede ama kimsenin gölgesi yok. Uzaktaki insan yakındaki kadar büyük. Bu bir beceriksizlik değil, bilinçli bir seçimdi. Peki ressamlar neden böyle çizdi?

Medusa neden bakanı taşa çevirir?
Yerebatan Sarnıcı'nın karanlığında, suyun içinden iki taş yüz bakar: biri ters, biri yan yatmış. İkisi de Medusa. Bakanı taşa çeviren bu yüz, neden binlerce yıl kapıların ve kalkanların üzerine kondu?

Diyojen gerçekten bir fıçıda mı yaşıyordu?
Gündüz elinde fenerle insan arayan, İskender'e 'gölge etme' diyen Sinoplu filozof. Fıçısı ünlüdür ama o fıçı aslında fıçı değildi. Diyojen'in hikâyesi Sinop'ta bir parayla başlar.

Göbeklitepe'yi kim, neden toprağa gömdü?
Stonehenge'den altı bin yıldan fazla önce dikilen dev taşlar, binlerce yıl toprağın altında kaldı. Uzun süre birilerinin onları bilerek gömdüğü düşünüldü. Yeni kazılar başka bir şey söylüyor.

İstanbul'un kayıp kütüphanesi
Herkes İskenderiye'nin yanan kitaplarını konuşur. Oysa antik dünyanın edebiyatını asıl kurtaran yer, bin yıl boyunca kitap kopyalayan bir başka şehirdi: İstanbul.

Kaf Dağı neredeydi?
Masallar hep 'Kaf Dağı'nın ardında' der ama hiçbiri yolu tarif etmez. Peki bu dağ bir haritada hiç var oldu mu? İz sürmeye bir yanardağın eteğinden başlıyoruz.

Kilimdeki motifler ne anlatır?
Anadolu'da bir genç kız, söyleyemediklerini tezgâhta dokurdu. Evinizdeki kilimde bir dilek, bir korku ya da bir aşk ilanı saklı olabilir. Onu okumayı deneyelim.

Nazar boncuğu neden mavi?
Bebek yakalarında, dükkân kapılarında, arabaların aynasında bize bakan o mavi göz. Arkasında üç bin yıllık bir korku, bir Akdeniz zanaatı ve hâlâ cevabı tartışılan bir soru var.

Ouroboros: Kendi kuyruğunu yiyen yılan
Bir firavunun mezarında başlayan, İskenderiyeli simyacıların elyazmalarından geçen ve bir kimyagerin rüyasında modern bilime karışan bir çember. Kendi kuyruğunu ısıran yılanın üç bin yıllık yolculuğu.

Panik kelimesi nereden geliyor?
Kalbiniz hızlanır, nefesiniz daralır, nedenini bilmediğiniz bir korku sizi sarar. Bu duygunun adı, ıssız dağlarda dolaşan bir çoban tanrısından geliyor. Ve hikâyesi bir koşucuyla, bir savaşla ve bugün koştuğumuz maratonla iç içe.

Semazen neden hep sola döner?
Beyaz etekler açılır, başlar hafifçe yana eğilir ve hepsi aynı yöne döner: sola. Bir rastlantı değil bu. Sema'nın her hareketinde, sekiz yüz yıl önce Konya'da başlayan bir hikâye saklı.

Simurg ile Anka aynı kuş mu?
'Küllerinden doğan Anka' sözünü hepimiz biliriz. Oysa ne Simurg ne de Anka küllerinden doğar. Türkçedeki efsanevi kuş, aslında dört ayrı kuşun birleşmesinden doğdu.

Sokrates neden hiç yazmadı?
Tarihin en çok konuşulan filozofu, arkasında tek bir satır bırakmadı. Bu bir ihmal değil, bilinçli bir tercihti. Ve itirazı bugün, ekranlarımızın başında, her zamankinden daha tanıdık geliyor.

Yılan neden her kültürde iki yüzlü?
Eczane tabelasında şifa, masallarda zehir. Hem tahtın bekçisi hem dünyanın düşmanı. Yılan, insanlığın en eski ve en çelişkili sembolü. Bu çelişkinin sırrı, hayvanın kendisinde saklı olabilir.
Yeni yazılar e-postana gelsin
Dergideki yeni yazılar, yeni programlar ve konuşmacılar. Her yeni yazıda ya da haftada bir özet; istediğin zaman tek tıkla ayrılabilirsin.