Cezeri'nin fil saati: Yarım saatte bir öten kuş
1206'da Diyarbakır'da bir mühendis, sırtında kule taşıyan bir fil çizdi. Her yarım saatte bir kuş öter, davul çalar, bir yılan eğilirdi. Saatin içindeki sır ise basit bir kâseydi.

Bir fil düşünün. Sırtında renkli bir kule. Kulenin tepesinde bir kuş. Kulenin içinde oturan küçük bir adam, filin başında bir sürücü, iki yanında ağızları açık iki ejderha-yılan.
Yarım saat boyunca hiçbiri kıpırdamaz.
Sonra birden kuş öter. Kulenin tepesinden bir top yuvarlanır, bir yılanın ağzına düşer. Yılan öne eğilir. Sürücü elindeki değnekle file vurur. Kuledeki adamın elindeki kalem bir sonraki çizgiye geçer.
Yarım saat geçmiştir.
Bu bir masal değil. Sekiz yüz yıl önce Anadolu’da bir mühendisin tasarlayıp kitabına çizdiği bir saat.
Cezeri kimdi?
Adı İsmail ibn er-Rezzaz el-Cezeri. Bugün kısaca Cezeri diye anıyoruz. Adı, bugünkü Cizre’yi de içine alan Cezire bölgesinden gelir.
XII. yüzyılın sonunda Diyarbakır’da, Artuklu hükümdarlarının sarayında çalıştı. Ve 1205 ya da 1206’da, hükümdarın isteği üzerine, o güne kadar yaptığı bütün düzenekleri tek bir kitapta topladı.
Kitabın adı uzundur: Kitab fi ma’rifat al-hiyal al-handasiyya. Kabaca “Ustaca mekanik düzenekleri bilme kitabı”. İçinde elli düzenek vardır: su saatleri, mum saatleri, su yükselten makineler, kendi kendine şarap dolduran hizmetçi figürleri, el yıkamak için su döken otomatlar, müzik çalan robotlar.
Ama Cezeri’yi asıl farklı kılan, bu düzenekleri yalnızca anlatmakla kalmayıp her birinin nasıl yapılacağını adım adım, çizimleriyle birlikte yazmasıdır. Bir mühendis el kitabı.
Filin içindeki sır
Fil saatinin bütün o kuşları, yılanları, davulları, aslında tek bir şeyle çalışır: suya batan bir kâse.
Filin karnının içinde su dolu bir hazne vardır. Haznenin üzerinde, dibinde küçük bir delik olan hafif bir kâse yüzer. Su bu delikten yavaş yavaş kâseye dolar. Ve kâse tam yarım saatte dolup batar.
İşte sihir burada başlar. Batan kâse, kendisine bağlı bir ipi çeker. İp, kulenin tepesindeki bir düzeneği tetikler ve bir top serbest kalır. Top yuvarlanıp bir yılanın ağzına düşer. Topun ağırlığıyla yılan öne eğilir. Eğilen yılan, bağlı olduğu ipler aracılığıyla batmış kâseyi yeniden yukarı çeker, suyu boşaltır. Döngü baştan başlar.
Bu arada kuş öter, sürücü vurur, kâtip figürü zamanı gösterir.
Yani bütün saat, bir kâsenin dolup batmasının çok akıllıca kurulmuş bir zincire bağlanmasından ibarettir. Kendi kendini sıfırlayan bir makine.
Bir fil, birçok dünya
Fil saatinin bir başka ilginç yanı da görünüşüdür.
Yorumcular, saatin dünyanın farklı köşelerinden parçalar taşıdığına dikkat çeker: Hindistan’ı çağrıştıran bir fil, Çin’in ejderhalarını andıran yılanlar, Mısır’ın efsanevi kuşunu hatırlatan tepedeki kuş, antik Yunan mühendislerinden miras kalan su teknikleri ve bunların hepsinin üzerinde sarıklı figürler.
Bu, Cezeri’nin yaşadığı dünyayı da anlatır. Diyarbakır, ticaret yollarının kesiştiği, farklı kültürlerin bilgilerinin buluştuğu bir şehirdi. Cezeri, Arşimet’ten ve İskenderiyeli mühendislerden gelen bilgiyi tanıyor, onun üzerine kendi buluşlarını ekliyordu.
Bir kitabın yolculuğu
Cezeri’nin özgün kitabı bugün elimizde değil. Ama yüzyıllar boyunca defalarca kopyalandı. Kopyalar dünyanın dört bir yanındaki kütüphanelere ve müzelere dağıldı.
Yukarıdaki görsel, kitabın 1315 tarihli bir nüshasından. Bu nüshanın sayfaları sonradan birbirinden ayrılmış. Bu sayfa bugün New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nde. Kitabın başka sayfaları başka şehirlerde.
Bugün çalışıyor mu?
Evet. Cezeri’nin tarifleri o kadar ayrıntılı ki, bugün mühendisler onları izleyerek çalışan kopyalar yapabildi.
2010’da Londra’daki Bilim Müzesi’nde, insan boyunu birkaç kat aşan, çalışan bir fil saati sergilendi. Başka şehirlerde de tam boyutlu, çalışan kopyaları yapıldı. Sekiz yüz yıllık tarif hâlâ işliyor.
Cezeri bugün sıklıkla “robot biliminin öncülerinden” biri olarak anılıyor. Bu belki biraz abartılı bir unvan. Ama bir şey kesin: Su ile çalışan, kendi kendini kuran, ses çıkaran ve zamanı ölçen bu makineler, kendi zamanlarının en ileri mühendislik örnekleri arasındaydı.
Yarım saatte bir
Bir dahaki sefere telefonunuzun ekranında saate baktığınızda, bir filin karnındaki o küçük kâseyi düşünün.
Yarım saat boyunca, hiç acele etmeden, damla damla dolan. Sonra batan. Ve bir kuşun ötmesiyle, bir davulun sesiyle, bir yılanın eğilmesiyle, zamanın geçtiğini bütün bir saraya haber veren.
Kaynaklar ve notlar
- Ibn al-Razzāz al-Jazarī, The Book of Knowledge of Ingenious Mechanical Devices, İng. çev. Donald R. Hill (D. Reidel, 1974)Kitabın elli düzeneği ve fil saatinin işleyişi: delikli kâsenin yarım saatte dolup batması, top, yılan-ejderha, sürücü, kâtip ve kuş.
- Sadettin Ökten, "Cezerî, İsmâil b. Rezzâz" (TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 7, 1993)1181–1206 arasında Âmid'de (Diyarbakır) Artuklu himayesinde çalışması; kitabın 1205/1206'da tamamlanması.
- The Metropolitan Museum of Art, "The Elephant Clock", Folio from a Book of the Knowledge of Ingenious Mechanical Devices (1315; 57.51.23)1315 tarihli nüshanın Met'teki sayfası; yarım saatte bir kuşun ötmesi, topun ejderhanın ağzına düşmesi, sürücünün vurması.
- WIPO Magazine, "Uncovering A Thousand Years of Science and Technology" (2010)2010'da Londra Bilim Müzesi'ndeki '1001 Inventions' sergisinde çalışan fil saati yeniden yapımı; filin Hindistan'ı, ejderhanın Çin'i, kuşun Mısır'ı, su tekniğinin antik Yunan'ı temsil ettiği yorumu.
- Derek de Solla Price, Hill çevirisinin değerlendirmesi (Technology and Culture 16/1, 1975)Cezeri'nin kitabının mühendislik tarihindeki yeri.
- Elephant clock (Wikipedia)Bugün başka şehirlerde yapılmış çalışan kopyalar.
Antik ve yabancı dildeki metinlerden yapılan alıntılar, Türkçeye özetlenerek ya da serbestçe çevrilerek aktarılmıştır. Kesinliği tartışmalı bilgiler yazı içinde ayrıca belirtilir. Yayın ilkelerimiz
