Truva gerçekten var mıydı? Efsaneden kazıya bir şehir
Homeros'un anlattığı Truva uzun süre bir masal sanıldı. Sonra Çanakkale'deki bir tepede dokuz katman üst üste bir şehir çıktı. Peki savaş da gerçek miydi?

Bir şehir düşünün ki üç bin yıl boyunca bir şiirin içinde yaşamış.
Surları yüksek, kapıları ünlü, kralı yaşlı ve bilge. Bir gün denizden bin gemi gelir. On yıl süren bir kuşatma, bir tahta at ve yanan sokaklar.
Bu şehrin adı Truva’ydı. Ve uzun süre, çoğu insan onun hiç var olmadığını düşündü.
Bir şiirdeki şehir
Truva’yı bize anlatan, Homeros’un İlyada’sı. Ama şaşırtıcı bir ayrıntı var: İlyada savaşın tamamını anlatmaz. Destan, kuşatmanın onuncu yılında, yalnızca birkaç haftalık bir dönemi, Akhilleus’un öfkesini anlatır. Ünlü tahta at İlyada’da yer almaz bile. O hikâye başka kaynaklardan gelir.
Yüzyıllar boyunca okurlar şunu sordu: Bu bir tarih mi, yoksa yalnızca güzel bir masal mı?
Tepenin altındaki şehirler
Cevap, Çanakkale’nin güneyinde, Hisarlık adı verilen bir tepede aranmaya başladı. 19. yüzyılın ikinci yarısında Alman iş insanı Heinrich Schliemann burada büyük kazılar yaptı. Schliemann aradığını bulduğundan emindi.
Ama tepe, beklenenden çok daha karmaşık çıktı. Burada tek bir şehir yoktu. Binlerce yıl boyunca aynı yere tekrar tekrar kurulmuş, her biri bir öncekinin kalıntıları üzerinde yükselmiş şehirler vardı. Arkeologlar bu katmanları Truva I’den başlayarak numaralandırdı.
Yani soru değişti: “Truva var mıydı?” değil, “Bu Truvalardan hangisi Homeros’un Truva’sı?”
Sanıldığından 15 kat büyük
Asıl büyük sürpriz 20. yüzyılın sonunda geldi. Tübingen Üniversitesi’nden Manfred Korfmann’ın yönettiği uluslararası ekip, yalnızca tepenin üstüne değil, çevresine de baktı.
Manyetik ölçümler ve kazılar, kalenin güneyinde ve doğusunda geniş bir aşağı şehir olduğunu gösterdi. Bu yerleşim MÖ 17. yüzyıldan 12. yüzyılın başına kadar yaşamıştı. Çevresi, ana kayaya oyulmuş, yaklaşık 3,5 metre genişliğinde bir hendekle çevriliydi.
Korfmann’a göre Truva böylece sanılandan yaklaşık 15 kat büyük çıktı. Bu artık küçük bir kale değil, bölgesinin önemli bir şehriydi.
Ve bir şey daha: Bu şehir, MÖ 1180 civarında büyük olasılıkla kaybedilen bir savaşla yıkılmıştı.
Hititlerin bildiği bir ülke
Bir ipucu da bambaşka bir yerden, Anadolu’nun içlerinden geldi.
Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa’da bulunan kil tabletlerde Wilusa adında bir ülkeden söz edilir. Hititlerle antlaşma yapabilecek kadar güçlü, batıda bir krallık.
Pek çok uzmana göre Wilusa, Yunancadaki Truva’nın öbür adı olan (W)ilios ile aynı kelimedir. Klasik filolog Joachim Latacz, bu bağlantıyı Truva sorusunun çözümüne giden en önemli anahtarlardan biri sayar. Hitit belgeleri ayrıca MÖ 13. ve 12. yüzyıllarda bu bölgede siyasi ve askerî gerginlikler olduğunu gösterir.
Yani Homeros’un anlattığı yerde, anlattığı dönemde, güçlü bir şehir ve onun etrafında çatışmalar gerçekten vardı.
Peki savaş?
İşte en dikkatli olunması gereken yer burası.
Korfmann bile Truva Savaşı’nın kanıtlandığını söylemedi. Ona göre Tunç Çağı’nın sonunda Truva’da ve çevresinde birden fazla silahlı çatışma yaşanmış olması “olmamasından daha olası”. Bu çatışmaların sonradan tek bir büyük “Truva Savaşı” olarak hatırlanıp hatırlanmadığını ise bilmediğini açıkça yazdı.
Ama bir cümlesi akılda kalıyor: Savaş Truva’da mı oldu diye sorulduğunda cevabı “Neden olmasın?” oldu.
Bugün kazılar sürüyor. 2015’ten bu yana çalışmaları Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Prof. Dr. Rüstem Aslan yönetiyor ve her sezon şehrin hikâyesine yeni bir ayrıntı ekleniyor.
Şiir ile toprak arasında
Truva’nın hikâyesi bize tarihin nasıl çalıştığını gösteriyor. Homeros bir tarihçi değildi. Olaylardan yüzyıllar sonra, kuşaktan kuşağa aktarılmış anlatıları şiire dönüştürdü. Tanrılar, kahramanlar ve mucizeler bu şiirin parçası.
Ama şiirin altında gerçek bir yer, gerçek surlar ve gerçek bir yıkım vardı.
Tıpkı Göbeklitepe gibi, toprak bazen anlatılardan daha eski bir hafıza taşır. Ve tıpkı Medusa gibi, Yunan mitleri bazen gerçek bir dünyanın üzerine örülmüş efsanelerdir.
Truva gerçekten var mıydı? Evet. Hem de birden fazla kez. Belki de asıl soru şu: Bir şehir üç bin yıl boyunca bir şiirde yaşayabiliyorsa, gerçekten yok olmuş sayılır mı?
Kaynaklar ve notlar
- Homeros, İlyada, İng. çev. A. T. Murray (Perseus Digital Library, Tufts University)Destanın konusu: Akhilleus'un öfkesi ve savaşın onuncu yılındaki birkaç hafta.
- Manfred Korfmann, "Was There a Trojan War?" (Archaeology 57/3, Archaeological Institute of America, 2004)Aşağı şehrin bulunması, kayaya oyulmuş hendek, şehrin sanılandan yaklaşık 15 kat büyük oluşu, MÖ 1180 civarındaki yıkım, Hitit belgelerindeki Wilusa ve Korfmann'ın savaş hakkındaki görüşü.
- Joachim Latacz, Troy and Homer: Towards a Solution of an Old Mystery (Oxford University Press, 2004)Hitit metinlerindeki Wilusa adının Yunanca (W)ilios ile ilişkisi.
- Gonca Dikenci, "Kerpiç Mimarisinde Troya Örneği: Yapım Yöntemi, Malzeme Karakterizasyonu ve Koruma/Onarım Uygulamaları" (Troya Müzesi Dergisi 2, 2024)Kazıların tarihçesi (Schliemann, Korfmann) ve 2015'ten bu yana Prof. Dr. Rüstem Aslan başkanlığında süren çalışmalar.
Antik ve yabancı dildeki metinlerden yapılan alıntılar, Türkçeye özetlenerek ya da serbestçe çevrilerek aktarılmıştır. Kesinliği tartışmalı bilgiler yazı içinde ayrıca belirtilir. Yayın ilkelerimiz


