Panik kelimesi nereden geliyor?

Kalbiniz hızlanır, nefesiniz daralır, nedenini bilmediğiniz bir korku sizi sarar. Bu duygunun adı, ıssız dağlarda dolaşan bir çoban tanrısından geliyor. Ve hikâyesi bir koşucuyla, bir savaşla ve bugün koştuğumuz maratonla iç içe.

Maraton ovasında, MÖ 490'daki savaşta ölen Atinalıların gömüldüğü büyük toprak höyük
Görsel: Maraton'daki Atinalıların mezar höyüğü. Fotoğraf: George E. Koronaios · CC0

Issız bir dağ yolunda, öğle sıcağında yürüyorsunuz. Etraf sessiz. Kuş sesi bile yok. Sonra birden, hiçbir sebep yokken, içinizi tarif edemediğiniz bir korku kaplıyor. Arkanıza bakıyorsunuz, kimse yok. Kalbiniz hızlanıyor. Koşmak istiyorsunuz ama neden kaçtığınızı bilmiyorsunuz.

Antik Yunanlılar bu duyguyu çok iyi tanıyordu. Ve ona bir isim verdiler. Bu ismi bugün hâlâ kullanıyoruz: panik.

Dağların tanrısı

Pan, antik Yunan’ın en tuhaf tanrılarından biriydi. Olimpos’ta, saraylarda değil; Arkadya’nın dağlarında, ormanlarda, mağaralarda, çobanların ve sürülerin arasında yaşardı. Anlatılarda keçi bacaklı, boynuzlu ve gürültücü bir figür olarak tasvir edilirdi. Dans etmeyi, müziği ve öğle uykusunu severdi. Uykusu bölünürse öfkelenirdi.

Pan’ın bir de özel bir gücü vardı: Issız yerlerde, durduk yere insanların ve hayvanların içine ani, açıklanamayan bir korku salmak. Bir sürü bir anda hiçbir sebep yokken dağılırsa, bir ordu gecenin ortasında kendi gölgesinden ürküp kaçışırsa, Yunanlılar bunun Pan’ın işi olduğunu söylerdi.

Bu korkuya panikon derlerdi: Pan’a ait olan.

Dağ yolunda bir karşılaşma

Pan’ın en ünlü hikâyesi ise tarihin en bilinen savaşlarından biriyle iç içe.

MÖ 490. Büyük bir Pers ordusu, Atina’nın kuzeydoğusundaki Maraton ovasına çıkarma yapmıştı. Atinalılar yardım istemek için Sparta’ya bir koşucu gönderdi: Pheidippides.

Tarihçi Herodotos’un anlattığına göre Pheidippides, Atina’dan yola çıktıktan sonraki gün Sparta’ya ulaştı. Dağların ve ovaların arasından, iki gün sürmeyen uzun bir koşu. Ama asıl ilginç olan, yolda başına gelen şeydi.

Pheidippides, Arkadya’daki Parthenion Dağı’ndan geçerken Pan’ın kendisine göründüğünü anlattı. Pan onu adıyla çağırmış ve sormuş: “Ben Atinalılara bu kadar iyilik ediyorum, gelecekte de edeceğim. Neden bana hiç saygı göstermiyorlar?”

Herodotos bu karşılaşmayı Pheidippides’in kendi anlatımı olarak aktarır. Ama sonrasını kesin bir dille yazar: Savaştan sonra Atinalılar bu hikâyeye inandılar ve Akropolis’in eteğindeki bir mağarada Pan için kutsal bir alan kurdular. Her yıl onun adına törenler düzenlediler, meşaleli koşular yaptılar.

Persler neden kaçtı?

Maraton’da Atinalılar, sayıca çok daha kalabalık Pers ordusunu yendi. Herodotos’a göre o gün 192 Atinalı öldü. Bu yazının başındaki görsel, onların gömüldüğü yeri gösteriyor: Maraton ovasının ortasında bugün hâlâ yükselen toprak höyüğü.

Sonraki yüzyıllarda bir anlatı yayıldı: Pan, Atinalılara verdiği sözü tutmuş ve savaş sırasında Perslerin içine o ünlü korkuyu salmıştı. Persler panik içinde gemilerine kaçmıştı.

Bu anlatıyı Herodotos’ta bulamıyoruz; o yalnızca Pan’ın Atinalılara yardım sözünden söz eder. Perslerin “panik”le kaçışı, sonraki kuşakların hikâyeyi tamamlama biçimi gibi görünüyor. Ama kelimenin hafızamızda bu savaşla bu kadar iç içe olması tesadüf değil.

Peki ya maraton koşusu?

Burada küçük bir sürpriz var.

Bugün 42 kilometrelik maraton koşusunu, Maraton’dan Atina’ya zaferi haber vermek için koşan ve haberi verdikten sonra yere yığılıp ölen bir koşucunun anısına koşarız. Ama bu hikâye Herodotos’ta yoktur. Herodotos’un Pheidippides’i Atina’dan Sparta’ya koşar, Maraton’dan Atina’ya değil.

“Zafer haberini verip ölen koşucu” hikâyesi, savaştan yüzyıllar sonra yaşamış Plutarkhos gibi yazarlarda karşımıza çıkar; Plutarkhos bile koşucunun adını Pheidippides olarak değil, Thersippos ya da Eukles olarak verir. 1896’da Atina’da düzenlenen ilk modern Olimpiyat Oyunları’nda, Fransız dilbilimci Michel Bréal’in önerisiyle bu efsaneden ilham alan yepyeni bir yarış kondu: maraton. Ve o yarışı, Yunan bir su taşıyıcısı olan Spiridon Louis kazandı.

Yani bugün koştuğumuz maraton, gerçek bir savaşın etrafında büyüyen bir efsanenin çocuğu.

Kelimenin yolculuğu

Pan’ın korkusu, panikon, Yunancadan Latinceye, oradan Fransızcaya geçti: panique. Türkçeye de Fransızcadan girdi.

İlginç bir ayrıntı daha var: Antik bir ilahide Pan’ın bu adı, bütün tanrıların gönlünü şenlendirdiği için aldığı anlatılır; çünkü Yunancada pan, “hepsi, bütün” demektir. “Panorama” (her şeyi görmek) ya da “pandemi” (bütün halkı saran) kelimelerindeki pan da budur. Ama dilbilimciler bunun bir halk yorumu olduğunu, tanrının adının büyük ihtimalle “otlatmak, gütmek” anlamına gelen başka bir kökten geldiğini düşünüyor. Yani Pan, “her şeyin tanrısı” değil, büyük ihtimalle “çobanların tanrısı”ydı.

Bir kamış, bir flüt

Pan’ın bize bıraktığı tek kelime panik değil.

Ovidius’un anlattığına göre Pan, Syrinks adlı bir su perisine âşık olur ve onu kovalar. Syrinks kaçar, bir nehrin kıyısına gelince yardım ister ve sazlara dönüşür. Pan kollarını sardığında elinde yalnızca kamışlar kalır. Rüzgâr kamışların arasından geçince hüzünlü bir ses çıkar. Pan farklı boylardaki kamışları yan yana bağlar ve ilk flütünü yapar.

Bugün hâlâ “Pan flütü” dediğimiz çalgının adı buradan gelir.

Modern panik

İki bin beş yüz yıl sonra, Pan’ın adı tıp dilinde de yaşıyor. Bugün psikiyatride “panik atak” denen durum, aniden başlayan, yoğun bir korku ve bedensel belirtilerle gelen, çoğu zaman belli bir sebebi olmayan bir nöbeti tarif ediyor. Kalp çarpıntısı, nefes darlığı, kontrolü kaybetme hissi.

Yani antik Yunanlıların ıssız bir dağ yolunda tarif ettiği o duygu, bugün bir hekimin muayenehanesinde aynı adla anılıyor.

Büyük Pan öldü mü?

Pan’ın hikâyesi, antik dünyanın en gizemli anlatılarından biriyle biter.

Plutarkhos’un aktardığına göre, I. yüzyılda Yunanistan kıyılarında yol alan bir geminin dümencisi, adı Thamus olan Mısırlı bir denizci, bir gece adalardan gelen bir ses duyar: “Palodes’e vardığında haber ver: Büyük Pan öldü!” Gemi oraya vardığında Thamus denize doğru bağırır. Ve kıyıdan, sanki pek çok kişiden gelen, uzun bir ağlama sesi yükselir.

Pan öldü mü? Belki. Ama bir dahaki sefere ıssız bir yerde, hiçbir sebep yokken kalbiniz hızlanırsa, onu hatırlayın. Belki de keçi bacaklı çoban tanrısı, hâlâ öğle uykusundan uyandırılmaktan hoşlanmıyordur.

Kaynaklar ve notlar

  1. Herodotos, Tarih VI.105–106 (Perseus Digital Library, İng. çev. A. D. Godley)Pheidippides'in Sparta'ya ertesi gün varması, Parthenion Dağı'nda Pan'la karşılaşması ve Akropolis'teki Pan kutsal alanı. Pan'ın sözleri özetlenerek aktarılmıştır.
  2. Herodotos, Tarih VI.117 (Perseus Digital Library)Maraton'da ölen 192 Atinalı.
  3. Homeros İlahisi 19: Pan'a (Perseus Digital Library, İng. çev. H. G. Evelyn-White)Pan adının bütün tanrıları sevindirmesiyle (pan, 'hepsi') ilişkilendirilmesi.
  4. Ovidius, Metamorphoses I.689–712 (The Latin Library)Pan ve Syrinks; kamışlardan yapılan çalgı.
  5. Plutarkhos, Atinalıların Şanı Üzerine 3 (De gloria Atheniensium, LacusCurtius, İng. çev. F. C. Babbitt)Maraton'dan zafer haberini getirip ölen koşucu anlatısı.
  6. Plutarkhos, Kehanetlerin Susması Üzerine 17 (De defectu oraculorum, LacusCurtius, İng. çev. F. C. Babbitt)Thamus ve "Büyük Pan öldü" anlatısı.
  7. Philippe Borgeaud, The Cult of Pan in Ancient Greece, çev. K. Atlass ve J. Redfield (University of Chicago Press, 1988)Pan'ın Arkadya kökeni, 'panik' korkusu, Maraton sonrası Atina'daki kültü ve adının çobanlıkla ilgili kökü.
  8. Sandrine Maufroy, "The first Olympic Games (Athens, 1896)" (Encyclopedia of Romantic Nationalism in Europe, Amsterdam University Press, 2015)1896'da maraton yarışının Fransız filolog Michel Bréal'in önerisiyle yeni konması ve yarışı bir Yunan köylüsünün kazanması.
  9. Michelle G. Craske ve diğerleri, "Panic disorder: a review of DSM-IV panic disorder and proposals for DSM-V" (Depression and Anxiety 27/2, 2010)Panik atağın tanımı ve bedensel belirtileri.
  10. Sevan Nişanyan, Nişanyan Sözlük: "panik"Kelimenin Fransızca panique yoluyla Türkçeye girişi.
  11. Spyridon Louis (Wikipedia)1896 maratonunun galibinin adı ve mesleği.

Antik ve yabancı dildeki metinlerden yapılan alıntılar, Türkçeye özetlenerek ya da serbestçe çevrilerek aktarılmıştır. Kesinliği tartışmalı bilgiler yazı içinde ayrıca belirtilir. Yayın ilkelerimiz

WhatsApp'ta paylaşFacebook'ta paylaşX'te paylaş

Yeni yazılar e-postana gelsin

Dergideki yeni yazılar, yeni programlar ve konuşmacılar. Her yeni yazıda ya da haftada bir özet; istediğin zaman tek tıkla ayrılabilirsin.

Diğer yazılar

Sorunu yazWhatsApp'tan cevaplıyoruz