Semazen neden hep sola döner?
Beyaz etekler açılır, başlar hafifçe yana eğilir ve hepsi aynı yöne döner: sola. Bir rastlantı değil bu. Sema'nın her hareketinde, sekiz yüz yıl önce Konya'da başlayan bir hikâye saklı.

Salon kararır. Önce tek bir ses duyulur: bir ney. Kamıştan çıkan bu ses, sanki uzak bir yerden geliyormuş gibi, yavaş, kırık, özlem dolu.
Sonra siyah hırkalı, başlarında uzun külahlar olan figürler yavaşça ortaya çıkar. Hırkalarını çıkarırlar. Altından bembeyaz giysiler görünür. Kollarını göğüslerinde çapraz bağlamışlardır. Birer birer, ağır ağır açılırlar: Sağ el yukarıya, avuç içi göğe dönük. Sol el aşağıya, avuç içi yere dönük.
Ve dönmeye başlarlar. Etekler açılır, beyaz bir çiçek gibi. Hepsi aynı yöne döner.
Sola.
Bir semayı izleyen herkesin aklına bir gün bu soru gelir: Neden hep sola?
Bir karşılaşma
Hikâye 1244’te, Konya’da başlar. Menkıbe yazarı Eflâkî’ye göre tarih bile bellidir: 29 Kasım 1244.
Mevlana Celaleddin o yıllarda saygın bir âlimdir. Babasının izinden gitmiş, Konya’nın en çok dinlenen hocalarından biri olmuştur. Etrafında öğrenmeye gelen kalabalıklar, kitaplar ve tartışmalar vardır. Hayatı düzenlidir.
Sonra şehre Şems adında, Tebrizli, gezgin bir derviş gelir. Şems altmış yaşlarındadır, Mevlana otuz sekiz. Kaynaklar onu sert, beklenmedik sorular soran, kimseye benzemeyen biri olarak anlatır. İki adam karşılaşır ve hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
Mevlana kitaplarını bir kenara bırakır. Günlerce, haftalarca Şems’le konuşur. Çevresindekiler bu yabancıyı kıskanır, ona düşmanlık besler. Şems bir gün ortadan kaybolur. Geri gelir, yeniden kaybolur. Bu kez temelli.
Mevlana’nın hayatındaki o boşluk, Türkçenin ve Farsçanın en güçlü şiirlerinden bazılarına dönüşür. Ve kaynaklara göre Mevlana bu dönemde semâ meclislerini başlatır; onu müzik eşliğinde dönmeye Şems’in yüreklendirdiği anlatılır.
Kamışın şikâyeti
Mevlana’nın en ünlü eseri Mesnevi, Farsça yazılmış, altı ciltlik ve yaklaşık 25.700 beyitlik dev bir şiirdir. Ve tek bir sesle açılır: neyin sesiyle.
Dinle, bu ney nasıl şikâyet ediyor, Ayrılıkları nasıl anlatıyor…
Ney, bir sazlıktan kesilip koparılmış bir kamıştır. İçi oyulmuş, delikleri açılmıştır. Ondan çıkan o hüzünlü ses, Mevlana’ya göre, geldiği yere, kopup ayrıldığı sazlığa duyduğu özlemdir.
İşte sema da bu özlemin bedendeki karşılığı olarak anlatılır. Ve semanın neden neyle başladığını da bu açıklar.
Giysilerin anlattığı
Sema bir dans değildir; Mevleviler onu bir yolculuk olarak görür. Bu yüzden giysilerin her birine bir anlam yüklenmiştir.
Sikke, yani başlardaki uzun keçe külah, bir mezar taşını simgeler. Hırka, siyah ve ağır, mezarın kendisidir. Tennure, o beyaz etek, kefeni anlatır.
Semazen törenin başında siyah hırkasını çıkardığında, anlatıya göre eski benliğinden sıyrılmış, yeniden doğmuş olur. Ölüm ve yeniden doğuş: Yılanın deri değiştirmesinden ouroboros’a kadar pek çok kültürün başka sembollerle anlattığı o eski fikir, burada bir hırkanın çıkarılmasıyla anlatılır.
Sağ el göğe, sol el yere
Semazenin kollarının duruşu da bir anlam taşır. Sağ el yukarıdadır, avuç göğe açık. Sol el aşağıdadır, avuç yere dönük.
Sağ elin parmakları niyaza açılmış bir çiçek gibi yukarıya, sol elinkiler yere bakar. Mevlevi geleneğine dair yaygın anlatıma göre bu duruş, gökten alınanın, kişinin kendinde tutulmadan yeryüzüne aktarılmasıdır. Semazen burada bir kap değil, bir köprüdür: Aldığını saklamaz, geçirir.
Peki neden sola?
Bu sorunun tek ve kesin bir cevabı yok. Ama Mevlevi geleneğinde verilen açıklamalar birbirini tamamlar.
Kalp soldadır. En sık duyulan açıklama bu: Semazen kalbinin etrafında döner. Hareketin kendisi de buna uyar. Semâ öğrenen derviş, ortasında bir çivi bulunan bir tahta üzerinde çalışır: Sol ayak yerden hiç kalkmaz, bir pergelin sabit ucu gibi merkezde kalır; sağ ayak ise her turda sola atılarak bedeni bir kez daha çevirir.
Yukarıya doğru yol. Mevlevi âyininin kendi sembol dilinde de bir cevap var. Semâhanede şeyhin postundan sağa doğru yürüyüş, mutlak varlıktan insana inişi; sola doğru yürüyüş ise insandan yeniden yukarıya, olgunluğa doğru yükselişi anlatır.
Gökyüzü de böyle döner. Dünya kendi ekseni etrafında, kuzeyden bakıldığında saat yönünün tersine döner. Güneş Sistemi’ndeki gezegenler de Güneş’in etrafında aynı yönde dolanır. Semazenler hem kendi etraflarında hem de semahanenin çevresinde dolanırken, bu büyük düzenin küçük bir yansımasını oluşturur. Bu benzetme sonradan yapılmış bir yorum olabilir, ama insanı düşündürmeye yeter.
Hiçbir şey durmaz. Bir başka yorum da daha basittir: Evrende her şey döner. Kan damarlarda, mevsimler yılda, yıldızlar gökte. Semazen bu dönüşe katılmayı seçer.
Yasak ve dönüş
Sema yüzyıllar boyunca Mevlevihanelerde yapıldı. Yazının başındaki fotoğraf, 1870’te İstanbul’daki Galata Mevlevihanesi’nde çekildi. 1491’de kurulan bu mekân, bugün bir müze olarak hâlâ ayakta.
1925’te tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla Mevlevihaneler de kapandı. Sema bir süre sessizliğe gömüldü. 1946’da ve 1954’te Konya’da yapılan küçük çaplı gösterilerle yeniden sahneye çıktı; bugünkü anma törenleri bunlardan doğdu.
2008’de UNESCO, Mevlevi sema törenini İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası listesine aldı. Bugün her yıl aralık ayında, Mevlana’nın öldüğü 17 Aralık 1273’ü anmak için Konya’da törenler düzenleniyor.
Bu törenlerin adı da ayrıca dikkat çekici: Şeb-i Arus, yani “düğün gecesi”. Mevlana ardından ağlanıp feryat edilmemesini istemiş, ölüm gününü bir ayrılık değil, bir kavuşma vakti olarak görmüştü. Neyin özlediği sazlığa dönüşü gibi.
Bir dahaki semada
Bir dahaki sefere bir semazen izlediğinizde, ilk notayı veren neyi dinleyin. Siyah hırkanın çıkarıldığı anı kaçırmayın. Sağ elin göğe, sol elin yere nasıl açıldığına bakın.
Ve bembeyaz etekler sola doğru açılmaya başladığında, sekiz yüz yıl önce Konya’da iki insanın karşılaşmasıyla başlayan bir hikâyenin hâlâ döndüğünü hatırlayın.
Kaynaklar ve notlar
- Nuri Özcan, "Mevlevî Âyini" (TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 29, 2004)Âyinin düzeni; sikkenin mezar taşı, tennurenin kefen, hırkanın kabir sayılması; sola doğru yürüyüşün insandan mutlak varlığa yükselişi anlatması.
- Hülya Küçük, "Semâzen" (TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 36, 2009)Semâ meşki: sol ayak yerden kalkmadan, sağ ayakla bedenin sola çevrilmesi; kol açarken sağ elin yukarı, sol elin aşağı bakması; hırka ve tennure.
- Semih Ceyhan, "Şems-i Tebrîzî" (TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 38, 2010)Eflâkî'ye göre Şems'in Konya'ya gelişi (29 Kasım 1244), Mevlana'nın yaşı, Şems'in iki kez ortadan kayboluşu.
- Reşat Öngören, "Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî" (TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 29, 2004)Şems'ten sonra semâ meclislerinin başlaması; ölüm tarihi 17 Aralık 1273 ve "şeb-i arûs" adının nedeni.
- Semih Ceyhan, "Mesnevî" (TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 29, 2004)Altı cilt, yaklaşık 25.700 beyit; ney ile açılan giriş beyitleri (alıntı serbest çeviridir).
- Ş. Barihüda Tanrıkorur, "Mevleviyye" (TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 29, 2004)Galata Mevlevihanesi'nin 1491'de kuruluşu; 1925'te tekkelerin kapatılması; Konya'da 1946 ve 1954'teki ilk sema gösterileri.
- UNESCO, "Mevlevi Sema Ceremony" (Somut Olmayan Kültürel Miras Temsilî Listesi, 2008)Listeye alınış (2008).
Antik ve yabancı dildeki metinlerden yapılan alıntılar, Türkçeye özetlenerek ya da serbestçe çevrilerek aktarılmıştır. Kesinliği tartışmalı bilgiler yazı içinde ayrıca belirtilir. Yayın ilkelerimiz
