Şahmeran kimdir? Yılanların şahının Anadolu'daki hikâyesi
Yarısı kadın yarısı yılan, sırlarla dolu bir yeraltı ülkesinin kraliçesi. Şahmeran efsanesi nereden geliyor, Tarsus'taki hamamla ne ilgisi var?

Bir kuyunun dibinde, bal toplamaya inmiş bir genç düşünün.
Arkadaşları onu orada bırakıp gitmiş. Yukarı çıkmanın yolu yok. Karanlıkta duvarı yoklarken küçük bir delik bulur. Deliği büyütür, içinden sürünerek geçer.
Ve kendini bambaşka bir ülkede bulur: Yılanların ülkesi.
Yılanların şahı
Bu ülkenin hükümdarı, başı ve gövdesi kadın, alt bölümü yılan olan bilge bir varlıktır: Şahmeran. Adı, Farsçada “yılanların şahı” anlamına gelir.
Anadolu’nun pek çok yerinde, özellikle Tarsus, Adana ve Mardin çevresinde anlatılan bu efsanenin birçok çeşidi vardır. Ama çoğunda iskelet aynıdır.
Şahmeran genci öldürmez. Onu misafir eder, ona hikâyeler anlatır, yılanların bildiği sırları öğretir. Bir gün genç evini özler ve gitmek ister. Şahmeran izin verir, ama bir şartla: Onun yerini kimseye söylemeyecek.
Genç söz verir.
Hamamdaki işaret
Yıllar geçer. Ülkenin hükümdarı ağır bir hastalığa yakalanır. Bir vezir, ilacın yalnızca Şahmeran’da olduğunu söyler. Peki onu bulan kim olacak?
Vezir bir yol bulur: Şahmeran’ı görmüş birinin vücudunda iz kalır. Şehirdeki herkes hamama sokulur. Gencin derisindeki işaret ortaya çıkar.
Bundan sonrası yöreden yöreye değişir. Bazı anlatımlarda genç sözünü bozar, bazılarında sırrı ondan zorla alınır. Eski yazılı çeşitlerde kahraman, hükümdarı Şahmeran’ın yardımıyla iyileştirir. Halk arasında anlatılan pek çok çeşitte ise hikâye Şahmeran’ın ölümüyle biter.
Araştırmacıların vurguladığı gibi, bütün çeşitlerin ortak noktası aynıdır: Sır tutamamak ve ölüm.
Lokman Hekim ve şifa
Tarsus’ta anlatılan bir çeşitte, bilginin kime geçtiği de söylenir. Hekimlerin piri sayılan Lokman Hekim, hekimlik bilgisini Şahmeran’ın yardımıyla öğrenmiştir.
Bu ayrıntı önemlidir. Çünkü Tarsus ve çevresindeki anlatılarda Şahmeran korkutucu bir varlık değil, hastaları iyileştiren, can veren, sözünde durmayan insana bile şefkat gösteren bir figürdür.
Yılanın iki yüzünü daha önce yazmıştık: Bir yanda zehir, bir yanda şifa. Şahmeran bu ikiliğin Anadolu’daki en güzel örneklerinden biri.
Hikâye nereden geliyor?
Şahmeran yalnızca Anadolu’nun kendi masalı değildir. Kökleri uzun bir edebiyat yolculuğuna uzanır.
Araştırmacılara göre efsanenin kaynağı, aslı Farsça olan Câmasbnâme adlı eserdir. Türk edebiyatında bu konudaki en önemli çalışmalardan birini Mûsâ Abdî yapmıştır. Abdî’nin mesnevisi, iç içe geçmiş üç hikâyeden oluşur ve ilki Câmasb ile Şahmeran’ın hikâyesidir.
Daha da geriye gidildiğinde, bu hikâyenin konusu ve anlatım tekniği Binbir Gece Masalları’na dayandırılır. Şahmeran, Saltuknâme gibi Türk halk anlatılarına da girmiş, orada da kuyuya atılan bir kahramanın karşısına çıkmıştır.
Yani bir kuyuya inen genç, birkaç dil ve birkaç yüzyıl boyunca hep aynı karanlıktan aynı ülkeye ulaşmıştır.
Tarsus’taki hamam
Tarsus’ta bu efsane bugün de yaşıyor. Halk arasında Şahmeran’ın öldürüldüğü yerin eski bir hamam olduğuna inanılır.
Araştırmacıların derlediği inanışlara göre hamamın duvarlarındaki ve göbek taşındaki kırmızılıkların Şahmeran’ın kanından geldiği söylenir. Hastalığı olanın burada yıkandığında iyileşeceği, göbek taşına vücudunu süren kişinin gençleşeceği anlatılır.
Efsane bir yere bağlandığında artık yalnızca bir hikâye olmaktan çıkar. Bir şehrin hafızasına dönüşür.
Duvardaki Şahmeran
Anadolu evlerinde Şahmeran’a sık rastlanır. En bilineni cam altı resimleridir: Başında taç, yılan gövdesi kıvrım kıvrım bir kadın.
Araştırmacılar Şahmeran figürünü halı ve kilimlerde, işlemelerde, bakır kaplarda, baskılarda, taş işçiliğinde ve heykelde de saptamıştır. Halk arasında Şahmeran resminin eve uğur getirdiğine, evi koruduğuna, nazara karşı iyi geldiğine inanılır.
Böylece yeraltında yaşayan kraliçe, yüzyıllar sonra evlerin duvarına, bir koruyucu olarak geri dönmüştür.
Bir sır hikâyesi
Şahmeran’ın hikâyesi bir aşk hikâyesi değildir aslında. Bir güven hikâyesidir.
Bir varlık sana kapısını açar, bildiğini öğretir ve senden yalnızca bir şey ister: Onu korumanı. Ve hikâye bize, insanın en zor sınavının çoğu zaman tam da bu olduğunu söyler.
Belki de bu yüzden Şahmeran bu kadar uzun yaşadı. Herkesin içinde, bir zamanlar söz verdiği ve tutmakta zorlandığı bir sır vardır.
Kaynaklar ve notlar
- Nilgün Çıblak, "Tarsus Kültürünün Tanıtımında Şahmeran Efsanelerinin Önemi" (Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 16/1, 2007, s. 185–196)Efsanenin Câmasbnâme'ye dayanması, Abdî'nin mesnevisi, Binbir Gece kaynağı, Saltuknâme'deki şahmeran, Lokman Hekim bağlantısı ve Tarsus'taki hamam inanışları.
- Sultan Sökmen ve Zeynep Balkanal, "Anadolu Sanatında Şahmeran Figürlü Örnekler" (Uluslararası İnsan ve Sanat Araştırmaları Dergisi 6/3, 2021, s. 417–447)Şahmeran'ın evi koruduğu, nazara karşı uğur sayıldığı inancı; cam altı resmi, dokuma, işleme ve bakırdaki örnekler; efsanelerin ortak noktası sır ve ölüm.
- Gülsüm Çalışır ve Gonca Uncu, "Sözlü Kültürün Sözlü İletişimle Harmonisi: Şahmeran" (İNİF E-Dergi 3/2, 2018, s. 9–24)Efsanenin sözlü kültürde yöreden yöreye değişerek aktarılması.
- Ayşe Önlü ve Ayşe Karadağ, "Anadolu Türk Kültüründe Şahmeran Efsanesi: Şahmeran'ın Tekstil Ürünlerinde Motif Olarak Kullanımı" (ArtDE 1, 2024)Şahmeran motifinin tekstildeki kullanımı.
Antik ve yabancı dildeki metinlerden yapılan alıntılar, Türkçeye özetlenerek ya da serbestçe çevrilerek aktarılmıştır. Kesinliği tartışmalı bilgiler yazı içinde ayrıca belirtilir. Yayın ilkelerimiz


