Rüyalarımızı neden unuturuz?

Uyanırsınız, rüya hâlâ oradadır. Birkaç dakika sonra elinizde yalnızca bir his kalır. Beyin rüyaları neden bu kadar çabuk siler ve bazı insanlar neden daha çok hatırlar?

Leighton'un Alev Gibi Haziran tablosu: turuncu, ince kumaştan bir elbise içinde kıvrılarak uyuyan bir kadın, arkasında güneşli bir deniz
Görsel: Frederic Leighton, Alev Gibi Haziran (Flaming June), 1895, Museo de Arte de Ponce · Kamu malı

Sabah gözünüzü açıyorsunuz. Rüya hâlâ orada.

Bir ev vardı, tanımadığınız ama tanıdık gelen. Biri bir şey söylemişti, önemli bir şey. Merdivenler, bir kapı, bir renk.

Yataktan kalkıp mutfağa yürüyorsunuz. Daha çay suyu kaynamadan, elinizde yalnızca belirsiz bir his kalmış. Ev silinmiş. Söz silinmiş.

Az önce yaşadığınız koca bir dünya, birkaç dakika içinde nereye gitti?

Herkes rüya görür

Önce şunu bilmek gerekiyor: “Ben hiç rüya görmem” diyen insanların büyük çoğunluğu aslında rüya görür. Yalnızca hatırlamazlar.

Uzun süre rüyaların yalnızca REM uykusunda, yani gözlerin hızla hareket ettiği uyku evresinde görüldüğü düşünüldü. Bugün biliyoruz ki rüya, uykunun başka evrelerinde de görülebiliyor. Laboratuvarda uyandırılan insanlar bazen canlı bir rüya anlatıyor, bazen de hiçbir şey hatırlamıyor.

Yani mesele rüya görmek değil, rüyayı yanımızda uyanıklığa taşıyabilmek.

Kayıt cihazı kapalı

Rüyaları unutmamızın en basit açıklaması şu: Uyurken beynin uzun süreli hafıza kaydı büyük ölçüde durgundur.

Gün içinde bir şeyi aklımızda tutmamızı sağlayan süreçler, uykuda neredeyse dinlenmeye geçer. Hafızada önemli rol oynayan noradrenalin adlı kimyasal haberci, rüya sırasında çok düşük düzeydedir.

Bir benzetmeyle: Beyin gece boyunca göz alıcı bir film gösterir ama kayıt düğmesine pek basmaz. Film bittiğinde, eğer o anda uyanmadıysanız, geriye bir şey kalmaz.

Buradan önemli bir sonuç çıkıyor: Rüyayı en iyi, doğrudan rüyanın içinden uyandığınızda hatırlarsınız. Uyandığınız anda hafıza süreçleri yeniden çalışmaya başlar ve son sahneyi yakalayabilir.

İki dakikalık eşik

Lyon’daki bir araştırma ekibi bu soruyu ilginç bir yoldan inceledi. Rüyalarını çok sık hatırlayan 18 kişi ile çok seyrek hatırlayan 18 kişinin uykusunu laboratuvarda karşılaştırdılar.

Bulgulardan biri dikkat çekiciydi: Sık hatırlayanlar, gece boyunca daha fazla uzun uyanma yaşıyordu. Bu uyanmaların çoğunu sabah hatırlamıyorlardı bile. Ama bu kısa uyanıklık anları, rüyanın hafızaya yazılmasına fırsat veriyor olabilirdi.

Araştırmacılar bir de öneri getirdi: Bir rüyanın kalıcı hafızaya geçmesi için uyandıktan sonra yaklaşık iki dakikalık bir uyanıklık gerekebilir. Bu kesin bir kanıt değil, verilerden çıkan bir tahmin. Ama sabahları neden bazı rüyaların kalıp bazılarının uçup gittiğini güzel açıklıyor.

Beyin bilerek mi siliyor?

Bir başka soru daha var: Beyin rüyaları yalnızca kaydetmiyor mu, yoksa bazılarını bilerek mi siliyor?

2019’da Japonya ve ABD’den araştırmacılar farelerde ilginç bir şey buldu. Beynin derinlerindeki hipotalamusta, REM uykusunda etkinleşen bir grup sinir hücresi, hipokampustaki bazı anıların unutulmasına katkıda bulunuyordu. Araştırmacılar buna “aktif unutma” dedi.

Bu çalışma farelerde yapıldı ve doğrudan rüyalarla ilgili değil. Ama bize önemli bir şey söylüyor: Uyku yalnızca hatırlamanın değil, unutmanın da zamanı olabilir. Beyin her geceyi bir arşiv gibi değil, bir ayıklama masası gibi kullanıyor olabilir.

Hangi rüyalar kalır?

Bazı rüyaları ise yıllarca unutmayız. Bunlar genellikle güçlü duygular taşıyan rüyalardır: Korku, heyecan, büyük bir sevinç ya da hüzün.

Açıklaması basit: Duygusal rüyalar beden ve beyinde daha fazla uyarılma yaratır ve sık sık bizi uyandırır. Uyandığımız an da tam rüyanın ortasıdır. Kayıt düğmesine tam zamanında basılmış olur.

Dağınık, olay örgüsü olmayan rüyalar ise daha kolay kaybolur. Hikâyesi olmayan bir şeyi hatırlamak, uyanıkken de zordur.

Rüyayı yakalamak isteyenler için

Rüyalarını daha çok hatırlamak isteyenler için araştırmacıların önerileri şaşırtıcı derecede sade:

  • Uyumadan önce niyet edin. Rüyalarınızı hatırlamak istediğinizi kendinize söyleyin.
  • Yatağın yanına bir kâğıt kalem koyun.
  • Uyandığınızda hemen kalkmayın. Telefona uzanmayın, güne dair düşünmeye başlamayın.
  • Bir dakika gözleriniz kapalı kalın ve rüyadan geriye kalan herhangi bir his ya da görüntüyü arayın. Bir parça bulursanız, gerisi çoğu zaman peşinden gelir.

Déjà vu yazımızda hafızamızın ne kadar ince işlediğini anlatmıştık. Rüyalar da bunun gece hali.

Uyuyan kadın

Yukarıdaki tablo, Frederic Leighton’un 1895’te yaptığı Alev Gibi Haziran. Turuncu bir elbise içinde, güneşli bir denizin önünde derin bir uykuya dalmış bir kadın.

Gözleri kapalı, yüzü sakin. Bir rüyanın tam ortasında olabilir. Uyandığında belki hiçbir şey hatırlamayacak.

Ama rüya gene de yaşandı. Belki de rüyaların güzelliği biraz da buradadır: Hepsini saklayamayız. Bazıları yalnızca o gece için vardır.

Kaynaklar ve notlar

  1. Deirdre Barrett, "What processes in the brain allow you to remember dreams?" (Scientific American)Uyku sırasında uzun süreli hafıza süreçlerinin büyük ölçüde durgun olması, rüya sırasında noradrenalinin çok düşük olması, doğrudan rüyadan uyanınca hatırlamanın kolaylaşması, duygusal rüyaların daha iyi hatırlanması ve hatırlama önerileri.
  2. Raphael Vallat, Jean-Baptiste Eichenlaub, Alain Nicolas ve Perrine Ruby, "Increased Evoked Potentials to Arousing Auditory Stimuli during Sleep: Implication for the Understanding of Dream Recall" (Frontiers in Human Neuroscience 11, 2017)18 sık ve 18 seyrek hatırlayan; sık hatırlayanların gece daha çok uzun uyanma yaşaması; rüyanın kalıcı hafızaya geçmesi için yaklaşık 2 dakikalık uyanıklık gerekebileceği önerisi.
  3. Francesca Siclari vd., "The neural correlates of dreaming" (Nature Neuroscience 20, 2017)Rüyanın yalnızca REM'de değil REM dışı uykuda da görülmesi; bazen uyanınca hiçbir deneyim hatırlanmaması.
  4. Shuntaro Izawa vd., "REM sleep-active MCH neurons are involved in forgetting hippocampus-dependent memories" (Science 365, 2019)Farelerde REM uykusunda etkin MCH nöronlarının hipokampustaki bazı anıların unutulmasına katkıda bulunması (aktif unutma).

Antik ve yabancı dildeki metinlerden yapılan alıntılar, Türkçeye özetlenerek ya da serbestçe çevrilerek aktarılmıştır. Kesinliği tartışmalı bilgiler yazı içinde ayrıca belirtilir. Yayın ilkelerimiz

WhatsApp'ta paylaşFacebook'ta paylaşX'te paylaş

Yeni yazılar e-postana gelsin

Dergideki yeni yazılar, yeni programlar ve konuşmacılar. Her yeni yazıda ya da haftada bir özet; istediğin zaman tek tıkla ayrılabilirsin.

Diğer yazılar

Sorunu yazWhatsApp'tan cevaplıyoruz